SELENDİ ADININ KAYNAĞI
Selendi'nin isminin kaynağına dair iki söylenti vardır.
Selendi ,isminin, Selendi çayına su indiği zaman halkın söylediği ''sel indi'' sözünün değişikliğe uğrayarak ''Selendi'' şekline dönüşmesinden ileri geldiği söylenmektedir, diğer bir rivayete göre de ismini Lidyalılar tarafından şimdiki Karaselendi köyü yakınlarında kurulan tarihi ''Slandos'' şehrinden aldığı söylenmektedir.

SELENDİ'NİN TARİHÇESİ
Bugün Manisa iline bağlı bir ilçe olan Selendi, 1282 yılına kadar Latince ismi olan ''Slandos'' olarak anılmakta idi.Slandos şehri ilçemize bağlı Karaselendi harabelerinin olduğu yerde kurulmuş olup, bu şehir M.Ö. 7.yüzyılda ''Lidyalılara'' ait ve Lidyalıları başkenti Sard'a bağlı idi.
Lidya devletinin M.Ö. 7. yüzyılda Pers Kralı Krios'un baskınına uğraması ile Sard ve Slandos şehirleri büyük yıkımlar görmüştür.Bu şekilde Slandos şehri Lidyalılar'ın elinden çıkarak Persler'in egemenliği altına girmiştir.
Makedonya Kralı Büyük İskender'in Pers Kralı 2. Darius'u yenip Pers İmparatorluğu'nun Makedonya himayesine alınmasıyla M.Ö. 332 tarihinde şehir bu kez de Makedonya'ya geçmiş ve Makedonya devletinin çökmesine müteakip; M.Ö. 3. yy'da Slandos şehri Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans) himayesine girmiş ve M.S. 1282 yılına kadar da Bizanslıların hükümranlığı devam etmiştir.
Kösedağ (1242) Savaşı sonrasında çöken Selçuklu Devleti'nden sonra sarsılan Anadolu'ya Moğol baskısıyla Orta Asya'dan boy boy göç eden Horasan uç Türkleri, Anadolu'da küçük küçük beylikler kurmaya başlamış; bu şekilde Anadolu'da beylikler devri başlamıştır.
İşte Germiyan Beyliği'nin kurucusu Germiyan (Yağız) Oğlu Alişir Bey M.S. 1282 yılında Alaşehir ve Kula ile birlikte Selendi'yi de Bizanslılardan geri almış ve bu tarihte ilk defa Selendi Türk topraklarına katılmıştır.Bu arada Söğüt'te kurulan Osmanoğulları'nın nüfusu günden güne artarak topraklarını genişletmektedir.Yıldırım Beyazıt zamanında Kula ilçesi Germiyan Devleti'ne bağlanmış, Süleyman Şah zamanında ise Kula imara kavuşmuş, bu çerçevede Kula Selendi eski karayolu üzerinde bulunan Gediz köprüsü de onarılmıştır.
İmar faaliyetleri Süleyman Şah'dan sonra oğlu II. Yakup zamanında da devam etmiş, ancak II. Yakup'un Yıldırım Beyazıt zamanında İpsala'ya sürgüne gönderilmesi sonucu (1399-1400) Kula ve Selendi Osmanoğulları'na katılmış ve Bursa'ya bağlanmıştır.Artık Selendi bu suretle Osmanlı topraklarının bir parçasıdır.
Selendi ilçesi daha sonra Bursa'dan alınarak Manisa Sancağı'na bağlanmıştır.Ülkemizin düşman istilasından ilçemiz de nasibini almış, 3 Eylül 1922 yılında ise bu işgalden kurtulmuştur.Bu nedenle 3 Eylül Selendi'nin kurtuluşu olarak her yıl kutlanır.Cumhuriyet döneminde Kula'ya bağlı bir nahiye iken 1954 yılında Manisa'ya ilçe olarak bağlanmış ve günümüze kadar da bu konumunu sürdürmüştür.



COĞRAFİ YAPISI
İlçenin yüz ölçümü 850 km kare olup, bunun %34'ü tarım alanı, % 34' ormanlık, % 14 ü'çayır ve mera, % 18'i de yerleşim yeri, dere yatağı ve kullanılmayan arazilerdir.
Selendi'nin coğrafi yapı bakımından arazisinin % 70 kadarı dağlık ve engebeli arazi % 30 kadarı da ova durumundadır.Bu özelliği nedeniyle de ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.Arazisinin çoğunun kırsal oluşu verimi azaltmakta ve buna bağlı olarak da ilçemizde hızlı bir göç yaşanmaktadır.
İlçe toprakları, güneydoğudan Uşak ili, kuzeydoğudan Kütahya iline bağlı Simav ve Şaphane ilçeleri, kuzeybatıdan Demirci ve güneybatından Kula ilçeleri ile sınırlanmış olup, kuzeyinde Demirci Dağları, batısında Divrik Dağı ve güneyinde Kınık tepeleri ile çevrili durumdadır.İlçe merkezi bir vadi içinde akan Selendi Çayı'nın kuzeyinde kurulmuş olup, iklimi Ege bölgesi karakterine uymakta ve ılıman bir iklim sürmektedir.İlçenin denizden yüksekliği 525 m olup, Selendi'nin en yüksek dağı olan Yağcı Dağı (Zeynel Dağı veya Kandırmış Dağı)516 m yüksekliktedir.

AKARSU VE GÖLETLER
a-Selendi Çayı:Gediz Nehri nin sağdan aldığı bir koludur.Şaphane Dağları'ndan çıkarak dağlık bir alanda geniş vadiler çizdikten sonra Selendi'nin içinden geçen Selendi Çayı, sağdan ve soldan bir takım dereleri (Karaselendi ve Azizbey Deresi gibi) aldıktan sonra Çampınar Köyü yakınlarında Kula sınırında
Gediz ile birleşir.Çaydaki su rejiminin düzensiz olması, yıl boyunca tarımsal amaçla kullanılmasını engellemektedir.Bu nedenle, çay ıslahının yapılması, değişik yerlerinde bentler oluşturularak su tutulmasının sağlanması, özellikle tarım ve hayvancılık açısından ilçe ekonomisine büyük yarar sağlayacaktır.
b-İlge Çayı:Kütahya Simav hudutlarından çıkarak Demirci Minnetler Köyü Omurlar, Havaoğlu, Çortak(Değirmendere), Satılmış, Çanşa,Selmanhacılar, Çamlıca ve Turpçu köylerinden geçerek Gediz le birleşir.Yılın her mevsiminde suyu bulunan çay ıslah edilmemiş olması ve su tutulmaması nedeniyle gerektiği kadar ekonomik olarak değerlendirilememektedir.Çay kenarındaki düzlükler sulu tarıma elverişli olmakla birlikte elekrik hattının bulunmaması en büyük sorunlardan biridir.
c-Havaoğlu Göleti(Sülüklü Göl):Havaoğlu ile Yağcı köyleri arasında, yer alan gölette romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen sülük bulunmaktadır.Vatandaşların aynı zamanda sulama amaçlı kullandıkları tabii bir göl olan sülüklü gölde son zamanlarda aynalı sazan yetiştiriciliği başlamış olup, çevreyi daha cazip kılmıştır.
d-Pınarlar Göleti:Çıkrıkçı yaylasında Pınarlara yakın yapılan bir suni gölet olup, hayvan sulamasında ve piknik yeri olarak kullanılmaktadır.Bu gölette de balık üretimi başlamıştır.

İKLİM, BİTKİ ÖRTÜSÜ VE ORMAN VARLIĞI İLE ARAZİ ÖZELLİKLERİ
Selendi'de Akdeniz iklimi özellikleri görülmektedir.Kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçer.Kış aylarında ısı bazen 0 C'ye kadar düşer ve ilçe merkezine birkaç defa kar yağar.Dağlarında ise belirli aralıklarda karın yağdığı görülmektedir.Yazın ise hava sıcaklığı 38 dereceye kadar çıkar.
Selendi'nin 20km kuzeyinde bulunan Yağcı Dağı ve civarı meşe ağaçlarıyla kaplıdır.Güneydoğusunda Kınık tepelerinin yer aldığı dağlar ise geniş çam ormanlarıyla örtülü olup, Selendi, bu dağların arasında uzanan Selendi Çayı'nın açtığı vadide kurulmuştur.

MESİRE YERLERİ
Kınık Tepesi:Bu şirin ve güzel piknik alanı Selendi'nin güneyinde olup, şehire 7 km mesafededir.Bol ağaçlık, temiz hava, sakin bir ortam ve temiz çevresiyle halkımızın hafta sonlarında dinlenmek için gittikleri güzide bir mekandır.
Değirmen Dere:Selendi Demirci yolu üzerinde Çortak Köyü Değirmendere mahallesinde İlge Çayı üzerinde çınar ağaçlarıyla kaplı vatandaşlarımızın özellikle bahar aylarında piknik yaptığı bir yerdir.
Çıkrıkçı Yaylası:Çıkrıkçı köyüne yakın bir mesafede, Selendi-Simav yolu üzerinde, tertemiz kaynak suyu ve bol yeşil alanı ile halkın uğrak yerlerinden biridir.
Yağcı Dağı:Bol yeşil alanı, temiz suyu yüksek ve ormanlık alanıyla özellikle yaz aylarında gidilebilecek bir yerdir.



İLÇEMİZDE ULAŞIM
Selendi Ankara-İzmir karayoluna 16 km uzaklıktadır.Her gün Kula , Salihli, Turgutlu, İzmir, Uşak, Simav, Demirciye toplu ulaşım mümkündür.İlçe Kula'ya 38 km, Simav'a 56 km, Demirciye 60 km, Manisa'ya 155 km, İzmir'e ise 180km mesafededir.Yollarının tamamı asfalt olup her mevsim ulaşıma elverişlidir.Köy yollarının %80'i asfaltlanmış olup çalışmalar devam etmektedir.

NÜFUS VE İDARİ YAPI
Selendi, Kula ilçesine bağlı bir nahiye iken 1954 yılında ayrılarak Manisa'ya bağlı bir ilçe olmuştur.1955 yılında yapılan nüfus sayımına göre merkez nüfusu 1542, köy nüfusu ise 18478 olmak üzere toplam nüfus 20020 olarak tespit edilmiştir.1997 de yapılan nüfus sayımında ilçe merkezi nüfusu 7380, köylerinki ise 18932 olup toplam nüfus 26312'dir.
İlçeye bağlı bucak mevcut olmayıp merkeze bağlı 11 mahallesi ve 44 köyü vardır.Köylerin çoğunluğu dağlık ve kırsal olup çok sayıda mahalleden oluşmaktadır.44 köyün 117 civarında mahallesi ve daha alt bağlıları bulunmakta, yerleşim oldukça dağınık bir görünüm arz etmektedir.
Selendi'ye civar il ve ilçelerden göç olmayıp, halk genellikle ilçenin yerlisidir.Nüfus sayımlarındaki rakamlardan da anlaşılacağı gibi işsizlik nedeniyle diğer ilçelere göç yaşandığından nüfusta önemli bir artış yoktur.

EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Selendi merkezde Çok Programlı Lise, Süper Lise(ÇPL), İmam Hatip Lisesi ile sekiz yıllık eğitim yapan Üç Eylül İlköğretim Okulu, Atatürk İlköğretim Okulu, Fatih İlköğretim Okulu, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Cumhuriyet İlköğretim Okulu; köylerde Rahmanlar İlköğretim Okulu, Pınarlar İlköğretim Okulu, Çamlıca İlköğretim Okulu ve Şehirlioğlu İlköğretim Okulu bulunmaktadır., Tavak İlköğretim Okulu ise yapılmaktadır. İlçemizde Halk Eğitim Merkezince çeşitli alanlarda açılan kurslarla halka ve öğrencilere eğitim verilmektedir.

SAĞLIK
_ İlçede 1 adet 25 yataklı Devlet Hastanesi, Merkez, Aşağı Güllüce, Pınarlar, Şehirlioğlu olmak üzere toplam 4 adet sağlık ocağı hizmet vermektedir.


SELENDİ'NİN YETİŞTİRDİĞİ İNSANLAR
Yüksek Mühendis Emekli Yarbay İsmail Başyiğit,
Prof.Dr.Rahmi Zeybek
Doç.Dr.Yaşar Akgün
TBMM İnşaat İşleri Daire Başkanı Tevfik Akgün
Sadık Bodur
Emekli General Remzi Sağlam
Avrupa Cirit Şampiyonu Halil Zıramanlı
Prof. Dr. Sait Dilik
Şair Asım Öztürk
Prof. Dr. Mehmet Öztürk


SELENDİ'DE TARIM
İlçenin toplam arazi varlığı 75.100 hektar olup, bunun 25.600 hektarı tarım alanı, 10.500 hektarı çayır mera alanı, 24.490 hektarı orman alanı, 14.510 hektarı yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.
İlçedeki 25.600 hektar tarım arazisinin 1.432 hektarı sulanabilen 24.168 hektarı sulanamayan arazilerden oluşur.

İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır ve ilçe nüfusunun çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır. Sulanabilen tarım alanlarının kısıtlı olması nedeniyle kuru tarıma ağırlık verilmektedir. Halkın en çok uğraştığı ve birinci derecede gelirini sağlayan tarımsal faaliyetler hububat üreticiliği tütün ve hayvancılıktır
İlçemizin Arazi Dağılımı
Tarım Alanı 25600 ha
Çayır-Mera Alanı 10500 ha
Orman Alanları 24490 ha
Yerleşim Alanı
Kullanılmayan 14510 ha
TOPLAM 75100 ha
Sulama Durumu:
Toplam Tarım Alanı 25600 ha
Sulanmayan Tarım Alanı 24168 ha
Sulanabilir Tarım Alanı 1432 ha
Tarım Alanlarının Kullanım Durumu:
Hububat Alanı 10500 ha
Endüstri Bitkileri Alanı 4630 ha
Baklagil Alanı 4225 ha
Yem Bitkileri Alanı 335 ha
TARLA ALANI TOPLAMI 197 ha
Zeytin Alanı 135 ha
Bağ Alanı 96 ha
Meyve Alanı 226 ha
Sebze Alanı 740 ha
BAĞ BAHÇE TOPLAM ALAN 197 ha

Toplam Ekili Dikili Alan 20937 ha
Nadas Alanı 4663 ha
TOPLAM TARIM ALANI 25600 ha
Selendi'de en çok yetiştirilen tarım ürünleri:
Tahıllar: Arpa,buğday, yulaf üretilir.
Endüstri Bitkileri:Tütün, haşhaş, Antep fıstığı,zeytin, üzüm.
Sebzecilik:Patates, domates, biber, patlıcan vb.(Seracılık:Domates, salatalık, marul.)
Meyvecilik:Kiraz, elma, erik






HAYVANCILIK
Selendi'de büyükbaş hayvan olarak iyi cins süt ineği yetiştirilir.İlçede 9000 civarında büyükbaş hayvan bulunmaktadır.Bu hayvanlardan yüksek süt ve et verimi sağlanmaktadır.
Selendi'de küçükbaş hayvan olarak koyun ve keçi yetiştirilmektedir.İlçede 66000 baş civarında koyun bulunmaktadır.Özellikle dağlık kısımlarda çok sayıda keçi yetiştirilmektedir.
Son yıllarda besi tavukçuluğu yapılmaya başlanmıştır.

SANAYİ
Selendi'de oto tamir, bakım ve demir doğrama işlerinin yapıldığı küçük sanayi sitesi ilçemizin kuzeyinde Simav yolu üzerine kurulmuştur.
İlçede toplanan sütleri işleyerek peynir ürünleri ve süt pazarlama çalışmaları yapan Seray Süt Mamülleri Şirketi ilçemizin batısında hizmet vermektedir.
Demir doğrama masa ve sandalye üreten ÇE-KA işletmesi vardır.
Ağaç ürünlerini işleyen hızar ve marangozlar mevcuttur.
İlçede yetiştirilen buğdaylardan un elde eden HAS UN değirmeni vardır.


MÜZİK VE FOLKLOR
HALK OYUNLARI

Selendi'de düğünlerde,bayramlarda, mahalli kurtuluş günlerinde, özel günlerde yapılan eğlencelerde oyunlar oynanır. Bu oyunlar iki bölümde inceleyebiliriz.
1-Vatandaşların Düğünlerde,bayramlarda, ve mahalli kurtuluş günlerinde, Davul-Zurna ve Saz eşliğinde oynadıkları oyunlar,
2- Yine aynı günlerde eğlence düşüncesi ile oynanan orta oyunları,
Vatandaşların düğünlerde, bayramlarda, mahalli kurtuluş günlerinde ve özel eğlence günlerinde oynadıkları oyunlardan Zeybekler: İslamoğlu, Köroğlu, ve harmandalı zeybeği ile kız oyunu yörükçe, beyitlerle Selendi türküsü kıvrak hareketli oyunudur.Ayrıca çiftetelli ve günün diğer oyunları da oynanır.
Orta oyunları : Selendi köylerinde bayram günleri ve gecesinde,düğünlerin ikinci günü gecesinde ve mahalli kurtuluş günlerinde orta oyunları oynanır. Bu oyunlar halkın kendi yaşantısından çıkardığı ortak yaşam biçimi oyunlar olduğu gibi aynı zamanda öykü ve kahramanlıktan esinlenerek yapılmış oyunlardır.


SELENDİ'NİN TÜRKÜLERİ VE MANİLERİ
Selendi halkı Yörük soyundan olup hareketli türküleri bulunmaktadır. Her yerleşim birimi gibi Selendi'de acılar, sevinçler, ayrılıklar türküleri ve manileri yansımıştır. Selendi'nin kendine has türkülerinden bir örnek aşağıda verilmiştir Özellikle 'Selendi Türküsü' çalınıp söylendiği gibi kıvrak bir halkoyunu olarak da oynanır.

SELENDİ TÜRKÜSÜ
Selendi'nin ak sıvalı evleri
İçindedir ağaları, beyleri,
Hop dendi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin, pabucu pullu gelin.
Selendi'nin dombayları batakta
Hanım yarim hasta olmuş yatakta
Hop dendi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin, pabucu pullu gelin.
Selendi'nin sarı sarı samanı
Ah yine geldi ayrılmanın zamanı
Hop dendi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin, pabucu pullu gelin.
Selendi'nin alt yanından geçmeli
Can Fadime'yi fincana koyup içmeli
Hop dendi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin,pabucu pullu gelin.

MEHMET'İN TÜRKÜSÜ
Kaklık kayadan ün oldu,
Demirci'den duyuldu
Kivıli'nin Mehmed'i
Kaba kuşluk vuruldu

Çama verdim arkamı
Biçme Mehmet arpamı
Uzun boylu Emine'm
Ah Mehmed'im diye bağırı

Kaklık kayanın bayırı,
Şaban Çakmak ayırı
Fidan boylu Emine'm
Öldü diye bağırı

Taşa verdim yanımı
Toprak emdi kanımı
Ezrail gelmeden of of
Şaban aldı canımı.

SELENDİ TÜRKÜSÜ
Selendi'nin sarı sarı samanı
Ah yine geldi sarılmanın zamanı
Haydindi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin
Pabucu pullu gelin
Selendi'nin alt yanından geçmeli
Can Fadime'yi fincana koyup içmeli
Ben senden ayrılmam
Saçları sallı gelin
Pabucu pullu gelin

Selendi'nin dombayları batakta
Benim yarim hasta olmuş yatakta
Haydindi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin
Pabucu pullu gelin

Selendi'ye vara vara yol ettim
Can Fadime'yi ben kendime yar ettim
Haydindi gel gel aman
Ben senden ayrılamam
Saçları sallı gelin
Pabucu pullu gelin.
OVA TÜRKÜSÜ
Ovadan gel ovadan
Yollar çamur olmadan
Gel sarılıp yatalım
Anan baban duymadan
Ovaların düz olsa
Koyunların yüz olsa
Ben koyunu güderim
Siyahta saçlı cennetim aman
Arkadaşım kız olsa
Kına havaları
Evlerinin önü mersin
Ellemeyin dalında ersin
Çağırın anası gelsin
Anasız gelin olmaz
Olur emme melin olmaz
Çattılar kazan taşını
Vurdular düğün aşını
Mahallede yaren eşi
Yarenim kınan kutlu olsun
Merdivenden biner ata
Gider evlerinden öte
Al dudağını tuta tuta

ÇEŞME TÜRKÜSÜ
A bağlamam bağlamam
Yanıkta yanık ağlarsın
Zerdali Dalımısın
Benden sevdalımısın
Yazılar yazılar kara yazılar
Yazılmaz olsun böyle yazılar
Çeşmeden dudu geçti
Elini yüdü geçti
Çeşmede seni yıkarım
Dudu ne dedi geçti
Ceketimin cebi var
İçinde leblebi var
Kız ben seni alacam
Vallahi sebebi var
Taşın altı karıncalı
Çifte çifte görümceli
Kız anadan yerinceli
Bundan böyle dilin tatlı olsun

Yufka yazar nazik yazar
Kollarında çifte bilezikler
Biner atın alacasına
Gider yolun incesine
Haber edin amcasına
Yarenim kınan kutlu olsun

GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ:
NİŞAN:


Nişan eskin ananelerimize bağlı kalınarak yapılmaktadır.kız evine oğlan evi iki veya daha fazla çevrede tutulan kişiler gönderilir.Bunlar gelecekleri günü kız evine bildirirler.Kız evi kabul ederse akşam dünürcülüğe giderler.Akşam yemeği yendikten sonra oğlan evinden seçilen kişiler kız evine giderler.Biraz oturup sohbet edildikten sonra söz münasibi gelince kız anne-babasından "Allah'ın emri Peygamberin kavli , ile kızınız ...........'yi, oğlumuz ......................'a dünürcülüğe geldik."der.Kız evi de "hoş geldiniz sefa getirdiniz" hayır ise "beri", nasip ise "olur" der ."biz düşünüp taşınalım bir başka zaman geldiğinizde cevap veririz"der.Kız evi düşünür, taşınır.kızına sorar, oğlan tarafını soruşturur,bir neticeye vardıklarında ya doğrudan oğlan evine haber gönderirler yada diğer gelişlerinde cevaplarını iletirler.Oğlan evi olumlu cevap alınca kıza ne takacaklarını sorar.(Kız evi daha önceden gelin getirdiyse ve gelinine ne takmışsa aynısını ister.)kız evi zincir, bilezik, beşibirlik, küpe, yüzük, saat konuşulur ve belirlenen bir günde alışveriş yapılır.kız evi oğlana ve en yakın akrabalarına,oğlan evi de kıza ve en yakın akrabalarına giyecek ve hediye alır.Nişan günü kararlaştırılır.Nişan ya evde yada düğün salonunda yapılır.Damadın bir sağdıcı, kızında bir kardeşi olur.eğer nişan evde ise gündüz, düğün salonunda ise akşam yemeğinden sonra salona gidilir.Önce dua edilir ve çevrede sevilen sayılan bir kişi yüzükleri takar, kurdelayı keser .Salonun girişinde davetlilere lokum,kolonya ve sigara ikram edilir.daha sonra takı merasimine geçilir.Önce oğlan evi takısını takar.daha sonra davetliler takılarını takarlar.Bu takılar para, altın, kumaş vb. olur.Takılan takılar bir kişi tarafından davetlilere bildirilir.oyunlar oynayarak nişan merasimi sona erer.

DÜĞÜN:
Kız evi ,ile oğlan evi bir araya gelerek düğünün yapılacağı günü kararlaştırır.düğün ekseriye güzün(Yaz sonu Sonbahar başı)yapılır.çünkü bağ,bahçe ve tarla işleri bitmiş olur.Düğünler üç gün sürer.Çoğunlukla cuma günü başlar ve pazar günü sona erer.Cuma günü oğlan evinde toplanılır ve bir hayvan alınır.Bu hayvan süslenir. Oğlan tarafının kadınları ve erkekleri toplanarak iki kişi hayvanın boynuzlarından tutarak götürür.Davul ve zurna ile önde erkekler arkada kadınlar kız evine gidilir.kadınların ellerinde yemeklikler ve yemek pişirirken kullanılacak yakacaklar götürüler.Kız evinde kazanlar kurulur. Hayvan kesilir ve yemekler pişirilir. Kız evi bu işlerin hiçbirine karışmaz.Tüm işleri oğlan evinden gelenler yapar.Akşama yakın komşu kızları evdeki büyükler ciğer yemeye davet edilir.Kesilen hayvanın ciğeri kavrulur ve pilavın üstüne konularak davetlilere yedirilir.Yemekten sonra çalgılar eşliğinde oyunlar oynarlar.Cumartesi günü kız ve oğlan evinde yemekler pişirilir.Kız evinde atkılar olur.İki kişi gönderilerek tüm mahalleliyi .................'nın atkısı var diyerek buyur edilir.Atkıya kadınlar gelir.İkindi vakti toplanılır, yemek yenir, gelin davetlilerin elini öper.davetliler geline hediye verirler.hediyeler mutfak eşyaları, yorgan, battaniye veya elbiselik vb. olur.kına gecesi düzenlenir.
Pazar günü uzaktan düğün davetlileri gelir.gelen okucular davulla karşılanır.Gelenler davulcuya bahşiş verirler. Öğleden sonra oğlan evi kız evine kızın eşyalarını getirmeye gider. Bu eşyalar vasıtalarla getirilir. Kız evinden gelenler evi döşerler.İkindiye doğru oğlan evi kız evine gelin almaya gider.Gelin önceden gelinliğini giymiş ve duvağı takılmıştır.Kıza oğlan kardeşleri kuşak kuşatır, ayakkabı giydirilir ve oradakilerle vedalaştırılır.Geline al giydirilir.Al, pullu ve kırmızı renkte bir yaşmaktır.Kız dua ile odadan çıkar.damatta gelin ar4basında bekler.Kızın kapısını açmak istemezler, kardeşi oğlanın sağdıcından para ister ve istediği parayı alınca kapısını açar.Gelin damadın yanına oturtulur, dua edilir.kız anası gelin arabasının üzerine para, şeker ve arpa serper.Gelin arabası şehir içinde Gezdirilerek oğlan evine götürülür.Şehir içinde gezerken ilçe halkı gelin arabasının önünü gererek bunun karşılığında hediye alır. Gelin arabası oğlan evinin kapısına geldiğinde burada kurban kesilir. Gelinin ayağı kurbanın kanına bastırılır.Evde bir yere oturtulan çiftin eline küçük bir çocuk verilir.Bu genellikle oğlan olur.Gelin o çocuğa hediye verir. Damat akşam yemeğinden sonra tıraş olur. Oradaki erkeklerle yatsı namazına gider. Camide damadın sağdıcı damadın ayakkabısını bekler.Eğer damadın ayakkabısını çaldırırsa sırtında damadı evine götürmek zorundadır.Eve hoca getirilerek şahitler huzurunda imam nikahı kıyılır.Damadın sırtından vurularak gelinin odasına gönderilir. Gelin onu alkışlar ve önce hangisini diğerinin ayağına basarsa evde onun sözü geçeceğine inanılır.Gelin hiç konuşmaz. Damat da onu konuşturmaya çalışır.Eğer onu konuşturmayı başaramazsa ona bir hediye karşılığında gelin konuşmaya başlar.Bu sırada sağdıçta kapıda beklemektedir. Gelinin getirdiği tavuktan ister.
Sabah çiftler erken kalkar.Gelinin yatağına bir miktar para bırakılır.Bu parayı yatağı kaldıran alır.Gelin önce kayınbabasının ve kaynanasının daha sonrada diğer akrabalarının elini öper.Bir iki gün sonrada gelin kızın anne ,babasının eli öpülmeye gidilir.

SELENDİ'NİN ÜNLÜ YEMEKLERİ
Tarhana, höşmerim,
SELENDİ'NİN EL SANATLARI
Kilim, halı, çarpana, torba ve heybe.
FESTİVAL VE ŞENLİKLER
Üç Eylül Selendi'nin Kurtuluşu
Pınarlar Kiraz Şenliği
SPOR FAALİYETLERİ
Selendi Belediyesi Amatör Futbol Takımı, Amatör kümede futbol oynamaktadır. Selendi Atlı Spor Kulubü, Cirit müsabakalarına katılmaktadır.

SELENDİ'DE CİRİT OYUNU
Selendi ve yöresi Kızılkeçili ve Akkeçili, Gacar yörüklerinden oluşup,dağlık bölgelere hayvancılık için yerleşmişlerdir.Bu nedenle eski zamanlardan bu yana ata binmeye meraklıdırlar.Düğün ve bayramlarını at oyunlarıyla süslemişlerdir.Ulaşım da at önde gelmektedir.
Selendi ve köylerinde yapılan düğün törenlerinde mutlak atı iyi olan çağrılırdı.Zira gelin en iyi ata bindirilir ve dolaştırılır.Gelin oğlan evine indirildikten sonra, köy meydanına dört beş metre yükseklikte ip gerilir.Düğüne katılan atlılar değnek atma yarışına katılırlar.Değneğini dik olarak yere vurarak ipin üzerinden atlatan biniciye düğün sahibi tarafından çeşitli hediyeler verilir.Ayrıca düğünlerde bayram ve şenliklerde cirit oynanır.Galip gelen cirit takımına para, dokuma ,koyun, kuzu gibi hediyeler verilir.
Selendi'de süren bu at biniciliği geleneğini bir kulüp kurarak dışarıya tanıtılması düşünüldü.İlçemizde ilk örgütlü cirit oyunları başlamış oldu.

BATIL İNANÇLAR
ÜZERLİK TÜTMEK

Güzel bir çocuk başkaları tarafından çok sevilince ağlamaya başlarsa bu çocuğa nazar değdiğine inanır.Bir soba küreği üzerine kül konulur.Yeşilken toplanan ve kurutulan üzerlik denilen güzel kokulu Ottan bir parça ve çocuğu seven kişilerden bez parçası alınır.Bunlar köz üzerine konulur. Yanmaya başlayınca çıkan dumandan nazar değen Bebeğe kokutulur.Hapşırtan bu koku nazara iyi geldiğine inanılır.Nazar değdiğine inanılan hayvanlar içinde aynı işlem yapılır.

AYDAŞ AŞI PİŞİRMEK:
Çok zayıf gelişmemiş çocukların şeytanın değiştirdiğine inanılır.Üç yolun birleştiği yerde bir tencere içine yemek konularak pişirilir.Yani şeytanla değiştirilir. Yoldan geçenler tencerenin altına çalı çırpı odun sokarlar.Aş pişince kadın çocuğu alır, arkasına bakmadan yoldan eve gelir.
HANÇER ÇEVİRMEK
Başı, beli, sırtı ağrıyan kişi hançerciye gider. Üzerine kırmızı bez örtülür. Bezin üzerinden elindeki bardağı durmadan gezdirir.Hançerci içinden dua okur. Bu iş için hançerciye para ödenir.
TÜRBEYE BAĞLANMAK
Çocuğu olmayan kadınlar mezarlıktaki türbeye giderler.Orada namaz kılar, dua ederler.Bir bez bağlarlar.Böylece çocuğun olacağına inanılır.
KÖSTEK KESME:
Yeni yürümeye başlayan bir çocuk yürüyüşü beğenilen ve iyi hareketli bir kişi tarafından çocuğun iki ayağı bir renkli iple bağlanır.Evin çevresinde koşarak dolaşıldıktan sonra bu ip kesilir. Elde edilen yiyeceklerden dağıtılır.Böylece çocuğun huyunun o kişiye benzemeyecek ve güzel yürüyeceğine inanılır.
PARPILAMAK
Rüyasında kedi, köpek ısıran bir kişi parpı yapan kişiye gider. Bu kili okunur. Bir parça odun kömürü inceltir, tuz ile suya katılır ve biraz da ekmek ekilir. Ekmek yenir, su da içilir. Parpıcı da okumaya devam eder. Bu işler için para ödenir. Para ödemeye arasını kesme denir.
ÖLÜ ARKASINDAN YAPILANLAR
Ölü çıkan eve komşuları uzak, yakın akrabaları tarafından erene gidilir.Erene yemekle gidilir.Yemek hazırlanarak akşam evde yemek yenir.Bu iş iki hafta kadar sürer.Ölü evi bu eren sonunda ölünün ağzı açılır.
AĞIZ AÇMA
Undan, yağdan katmer veya pişi yapılır.Yemeklerden komşulara dağıtılır. Birkaç sofralık ta eve erkek çağrılır. Evde pişi veya tatlı yenilir. Kur'an-ı Kerim okutulur.
HAYIR YAPMAK
Ölen kişi için yemekli hayır yapılır.Yemeklerden komşulara dağıtılır. Eve misafir çağrılır, misafirlere yemeklerden yedirilir.
TÜRBELER VE YATIRLAR
Zeynel Abidin, Ömer Dede ve Nurullah Efendi, rivayete göre İlhanlılar döneminde Selendi'ye irşat için ''Bey'' olarak gelirler. Zeynel Abidin zirvede (Kandırmış Dağında) arkadaşları ile birlikte inzivaya çekilir. Diğer arkadaşlarını oradan yönlendirir. Ömer Dede ve Nurullah Efendi Selendi ve çevresinde halkın birlik ve beraberliği için çalışır. Ayrıca halkın ziraat, hayvancılık ve sağlık yönüyle eğitimi üzerinde dururlar. Sonraları bu şahısların mezarları ziyaret yerleri olarak bilinir. Halan özellikle Nurullah Efendi'nin mezarı çokça ziyaret edilerek adakta bulunulur. Halen Eskin köyünde bir kadında bulunan ''Şifa Tası''nın Nurullah Efendi'nin ''Şifa Tası'' olduğu söylenir.

İLÇENİN PROBLEMLERİ
İlçede yapılaşma alüvyon topraklarından oluşan verimli toprakları olan ovaya doğru gelişmekte olup verimli tarım arazileri yok edilmektedir. İlçede sağlıklı bir itfaiye teşkilatı kurulamamış olup, bu zamana çıkan yargıların hiçbiri zamanında söndürülüp, kurtarılamamıştır. Selendi de dışarıya göç vardır. Hemen hemen halkın iş ve çocuklarının eğitimi amacılıyla Manisa ve İzmir'e göç etme isteği vardır. Belli bir birikime sahip olduğunda tüm varlığını satıp dönmemek üzere göç etmektedir. İstihdam yaratacak yerli girişim hemen hemen yok denecek kadar azdır. Yapılan teşebbüsler de çıkar çatışmalarından yaşayamamıştır. Verimli tarım arazilerinde emeksiz kazanç sağlamaya yönelik sulu tarım dışı tütün, buğday, haşhaş vb. üretilmektedir. Yazlık ürün hemen hemen hiç ekilmemekle bütün sebze ve meyve ilçe merkezi dışından geliyor.Halbuki yılda en az iki ürün almak mümkündür. İşsizlikten en çok gençleri etkilemekte, ilçede en çok açılan kahve ve birahane gençler bütün zamanlarını kahve de oyun oynayarak geçirmekte en verimli çağını boş yere tüketmektedir.
İlçede açılan iş yerleri arasında olumsuz rekabete neden olacak gelişmeler olmakta değişik bir iş türü açıldığında hemen aynısından açılmakta hiçbiri yaşama imkanı bulamamaktadır.
İlçede bir hastane bulunmakta ve bu hastanede bir uzman hekim görev yapmaktadır. İlçe halkı her türlü sağlık sorunlarında Uşak, Salihli, Manisa ya da İzmir'e gitmek zorunda kalmaktadır